03 12 2011

Her şey ancak sevgiyle satın alınabilmelidir.

  Sorumluluk sahibiyseniz, hele hele omuzlarınızda ağırlaşmışlarsa, ve siz onları “seve seve” taşıyorsanız ama kıymetiniz bilinmiyorsa, yere düştüğünüz anda elinizi tutmak yerine bir çelme de onlardan geliyorsa, dileriz ayağa kalmanız çabuk, onlara haklı’yı göstermeniz tez olsun ve öylesi insanlardan Allah herkesi korusun… Devamı

24 11 2011

Bir kadını tanımak...

  Bütün gel-git'leri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleriyle kendi olmaya çalışan kadınları tanımak... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra'da çöl fırtınası koparıp ardından Güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır yaşamın renkleri. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı... Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle baslar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar. Hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama ... Devamı

03 03 2010

DOSTLUK....

 Dostluk, geregince tanimlanamazlardandir ve ancak yasamakla anlasilir.   Bu yüzden dostluk, siir gibi, ask gibi anlatilmaz yasanir.   Dahasi bir ucu siire düser dostlugun bir ucu aska.   Siiri ve aski bilmeyen bilemez dostlugu, dost olmayinca da siiri ve  aski.  Ucuz arkadasliklari dost olmak sananlar, kandan öte can kardesligi   olarak   gelen dostluklari anlayamaz.   Okkali bir yürek tasimayan, o yüregi her dem dagitip toplamayan tadamaz onu.   Çünkü siirin ve askin barinmadigi yerde dostluk barinmaz.   Ne dini ne dili ne cinsi ne de kavmiyeti vardir dostlugun.   Bir köprü gibi kurulur cografyalar arasina.   Arzin bir ucunda yanan ateste, yanar kavrulur öteki ucunda.   Aya adim olur, dile söz olur, yaraya merhem, omuza dokunus olur, yeter  iki   eli kanda olsa.   Dost, saklayandir, sirtlanandir, paylasandir.  Dostluk iki dünyayi tutan bir yemin, sonuna kadar sadakat, sonuna kadar   kefillik ve sahitliktir.   Dostluk gören ve gösteren bir aynadir.   Her dostluk dilini kendi kurar, imtihani ve icazeti kendindendir.   Dostluk ayni yerde durmak degildir belki.  Daha cok, ayni yöne bakmak, ayni yöne yönelmek ve yürümektir.  Bazen yollar dost kilar insani, bazen dostluklar yola koyar.  Dostluk bir yoldur.  Gercek dost yari yolda koymaz, nasil yari yolda koymazsa gercek asklar.  Dost istenilmez, olunur.  Çünkü her kadinin baska bir  Leyla olusu ve farkli bir okla vurusu gibidir dostluk,  Tarifesiz bir mektup gibi gelir.  Dostluk belli bir mahremiyetin eritilip ayni kaba dökülmesiyle olusan  ortak   bir mahremiyettir.   Her mahremiyet gibi dostluk da sorulari... Devamı