06 12 2011

HEP VARDIN, HEP OLACAKSIN...

HEP VARDIN, HEP OLACAKSIN...  |  görsel 1

  sana seni anlatmak istiyorum sana seni tarif etmek sana bendeki seni anlatmak dışarı da bahar vardır camı acar çiçek kokularını içine çekersin kuşlar cıvıldar ya birde rengarek kelebekler uçuşur işte sen benim baharımsın gökte bir ay parlar yıldızlar suya düşer ışıldar mehtap şarkılar söyletir ya hafiften birde rüzgar eser işte sen benim gecemsin bir ezan duyulur kubeden melekler yer yüzüne iner el açılırya semaya işte sen benim duamsın canı canana yakın kılar imkansızı yok sayar her gün ağlatır güldürmezya işte sen benim vazgeçilmezimsin hani cöldesindir susarsın hani adadasındırya uzanmışındır kumsala hani bir kulubede bir cayı paylaşırsın hani uyursunya sarılıp yastığa o sanırsın işte sen benim hayalimsin rüyamsın eski bir dostunu görürsün yıllar sonra piyangodan para çıkarya annen o gece çok sevdiğin yemeği pişirmiştir veya masanın üstünde bir hediye vardırsana haykırırsın bir den içinde filizlenir yeşerir kıpırdar bir şeyler işte sen tarifsiz sevinçimsin korkarsın dokunamasın istersin öpemesin titrer bedenin ama utanır söyliyemesin işte sen benim arzumsun  hayatla ölüm arsındadır sözler kelimeler tükenir boğazda düğümler elerin titrer gözlerinden dudaklara yaşlar iner yapılacak bir şey yoktur ya ayrılığa beş vardır ya ayrılık saatini beş gecer dudaklarda son söz kendine iyi bak işte sen benim ayrılığımdan kalan son sözümsün yarımkalan baharım eksik yaşanan gecem bitmeyen duam,tatmadığım arzum g... Devamı

05 12 2011

BEN BENDEN OLGUN İNSAN İSTERİM‏

BEN BENDEN OLGUN İNSAN İSTERİM‏  |  görsel 1

Ben; Benden olgun insan isterim karşımda! Benden dürüst, En ufak dalgada, Arkasını ...dönmeyecek kadar olgun. Arkamı döndüğümde, Sırtımdan vurmayacak kadar güvenilir. Bir o kadar cesaretli olmalı. Yağmurdan ıslanıp,fırtınadan kaçmamalı.   Ayağı taşa takılınca kayadan korkmamalı. İşine gelince sevip, Zoru görünce bırakmamalı! CAN YÜCEL ... Devamı

04 12 2011

SEN MASALMISIN SEVGILIM

SEN MASALMISIN SEVGILIM  |  görsel 1

Bazen öyle geliyordu ki bana; yaşam büyük bir oyun... Bazen insanlar oyun oynamak zorunda kalıyor... Bazen öyle geliyordu ki, hiç bir şey gerçek değil... Büyük bir yanılgının, belki bir rüyanın, belki de bir masalın içinde yaşıyoruz.... Bazen diyordum ki alıp mavilerimi gitsem, bir yer bulsam, apayrı bir yer. İçimdeki tüm huzuru kendi içinde barındıran, korkuya ve hataya dair bir iz taşımayan, bambaşka bir yer... Yıllardır süregelen cennet tanımlarındaki gibi... O yer sen misin sevgilim? O cennet sende mi saklı? Yoksa ben nasıl bu kadar çok sevebilirdim ki seni... Yıllarca korktuğum, kaçtığım, utandığım, sakındığım ne varsa o kadar uzak ki sana... Sen bir masalın kahramanı olabilecek kadar masum ve sıcaksın, sen bir masalı anlatacak kadar huzurlu ve sakin...   Sen bir masal mısın sevgilim? Çaba gerektirecek hiç bir şey yok senin yanındayken, üzülmeyi gerektirecek, savaşmayı gerektirecek hiç bir şey yok... Sen yanılgılardan öyle uzaksın ki, sen gerçeğin öyle içindesin ve o kadar uzaktasın ki gerçeğin çirkinliğinden ve sertliğinden, ancak bir masal olabilirsin zaten... Bazen diyordum ki, yaşamaya yetmeyecek mavilerim... Öyle şeyler yaşıyordum ki, tükeniyordu gözümün önünde, eriyordum, eriyordu mavilerim... Ve ben diyordum ki, mavilerim bittiğinde öleceğim... Öylesine hızlı kaybediyordum ki yaşamın içinde mavilerimi, sanıyordum ki, çok kısa sürecek bir yaşamın içindeyim... Bir kelebek gibi, kozamdan çıktığımda öleceğim... Benim kozam rengimdi. Mavim bittiğinde, bitecekti yaşamım... Sen mavimisin sevgilim? Çünkü artık kaybetmek yerine kazanıyorum mavilerimi... Gün geçtikçe çoğalıyor mavim, gün geçtikçe yaşama bağla... Devamı

03 12 2011

BEN SENİN NEYİNİM...!!

BEN SENİN NEYİNİM...!! |  görsel 1

Bir zamanlar öznesi olduğum hayatının, şimdi belirtisiz nesnesi bile değilim... Öyle çok öğeye yüklendim ki, Ayırt edemez oldum, nesiyim artık yükleminin? Hangi soruya karşılık geliyorum? .........Hangi ek benim? Vurgumu kaybedeli çok oldu.. Bilemiyorum ; ben bu anlamsız hayatın hangi tümcesiyim?.. Yarim! söyler misin, Ben Senin Neyinim ?   Devamı

03 12 2011

Her şey ancak sevgiyle satın alınabilmelidir.

  Sorumluluk sahibiyseniz, hele hele omuzlarınızda ağırlaşmışlarsa, ve siz onları “seve seve” taşıyorsanız ama kıymetiniz bilinmiyorsa, yere düştüğünüz anda elinizi tutmak yerine bir çelme de onlardan geliyorsa, dileriz ayağa kalmanız çabuk, onlara haklı’yı göstermeniz tez olsun ve öylesi insanlardan Allah herkesi korusun… Devamı

02 12 2011

AĞLATAN BİR GÖNÜL YARASI‏ / hayata gec kalmak bu olsa gerek...

AĞLATAN BİR GÖNÜL YARASI‏ / hayata gec kalmak bu olsa gerek... |  görsel 1

Köyde doğup, büyümüştük.Geleneklerimizin koyduğu kurallar, bizim de hayatımıza yön vermişti. Hanım 15 ben 17 yaşımızdayken evlendirildik. Ben onun dayısının oğlu, o da benim halamın kızıydı. Bütün olumsuz şartlara rağmen birbirimizi çok sevmiştik. Aynı ev içinde, anne ve babamla birlikte , küçük odalara sıkışmamıza rağmen iki yanık aşık gibi, gözlerimiz birbirinden ayrılmaz, bensiz o, onsuz ben, bir saniyeyi bile ayrı düşünemezdik. Ama köy yeri ve ağır işler altında o da, ben de her gün çile dolduruyorduk. Hele toplumun aileye koyduğu kurallar... Yanyana yürüyemezsin, el ele tutuşamazsın, aile büyüklerinin yanında oturamazsın, Hatta çocuğu kucağına alıp doya doya sevemezsin. Bütün bunlara rağmen gecenin o kısık şartlarında birlikte oluyor ve gündüz uzakta bile olsa, içimizi oynatan bakışlarımız, dünyamızı mutlulukla dolduruyordu. Dünyalar güzeli, dünyalar iyisi ve altın bir kalbe sahip olan eşim, lafın nereye gideceğini düşünemeden bir söz kaçırmış ağzından... Annem, babam ve aile büyüklerim bu sözü sağa sola çektiler, abarttılar, bir namus skandalına dönüştürdüler. Ben ise geleneklerin ve anlamsız aile baskısının altında ağzımı açıp da eşime sahip çıkamadım. Bir sabah onu kapı dışarı ettiler. Feryat figan içinde bana dönüp bakışını "ne olur gönderme beni, ben günahsızım, kulun kölen olayım, ne olur gönderme" deyişini nasıl unuturum! O an içime binlerce bıçaklar saplandı, içimi binlerce kasaplar doğradı. Gözyaşımı içime akıttım ve yüreğimin alevini içime gömdüm. Öyle ki içime düşen kor, beni binlerce yıldır yakıyormuş gibi ateşi ağzımdam çıkıyordu. ... Devamı

01 12 2011

KÜÇÜK MUTLULUKLAR

KÜÇÜK MUTLULUKLAR |  görsel 1

Küçük derelerdir büyük nehirleri oluşturan, Küçük mutluluklar, küçük, küçücük derelerdir Büyük nehri ararken üzerinden atladığın Arkana dönüp de bakmadığın Küçük mutluluklar; Çıtır çıtır Kızılay simitidir, çayın yanında Aniden radyoda karşına çıkan şarkı Kar yağınca tatil olan okul Başarılı bir rejimin birinci günü Sokakta sevebildiğin kedi Yürüyen güvercinin kafası Tenekedeki fesleğen Kurumuş çamaşırlar, bir kış ikindisi Geri gelen elektrik Hamdi'nin hikayeleri Annenin yemeği Tamir ettiğin alet Yeşil t-shirtün, yatarken giydiğin Bir dostun başarısı, neler çektiğini bildiğin Elini sımsıkı tutan minik el Dudağında ıslık yürüdüğün yol Birden çıktığın yolculuk Sana açılan kapılar Sana kapıyı açanlar Hoş gelenler Hoş buldukların Yalnız kalabilmek  dilediğinde Kavuşabilmek  özlediğinde...   ... Devamı

30 11 2011

SONBAHARIM

SONBAHARIM |  görsel 1

  Beni bir mevsime benzetmek istersen eğer; Sonbaharım     Kimi zaman köşeden güLümseyen bir güneş olurum   Kimi zaman döne döne düşen bir yaprak. Kimi gün usul usul yağan bir yağmur olurum Kimi gün deli deli savuran bir rüzgâr. BEN SONBAHARIM...     Beni bir çiçeğer benzetmek istersen eğer; Çiğdemim...     Sapsarı rengiyle içini ısıtan Koparmak istersen ellerini kanatan Erişemeyeceğin kadar derinde Korkacağın kadar narin. BEN ÇİĞDEMİM...       Beni bir renge benzetmek istersen eğer; Griyim...     Ne beyaz kadar saf berrak ve katkısız   Ne siyah kadar net kasvetli ve asil Tam ikisinin ortası. BEN GRİYİM...       Beni bir kavrama benzetmek istersen eğer; Sevgiyim...       Bir bebeğin güLüşü kadar içten Güneşin doğuşu kadar sabit Gecenin rengi kadar etkileyici Yaşam kadar gerçek. BEN SEVGİYİM   ... Devamı

28 11 2011

Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur....‏

Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur....‏  |  görsel 1

      Günün birinde yolu bir dergâha düsen kendi halinde bir adam, dergâhta, bir Mevlevi ile bir Bektaşi''nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini izlemek için geldiğini söyler.     Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır.     Adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların giysilerine takılır.     Mevlevi'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil, elleri de kapatmaktadır.     Bektaşi’nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır.     Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır.     Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister.     Büyük merakla, önce Mevlevi'ye sorar:     "Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel bir sebebi var mı?"     Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır.     İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:     "Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız."     Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi''ye döner:     "Peki ya siz, pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa?  ... Devamı

27 11 2011

EĞER...

EĞER... |  görsel 1

  Eğer Etrafında herkes şaşkına dönmüş,yollarını şaşırmış ve bundan seni sorumlu tutarken, sen kendi tuttuğun yoldan ayrılmaz ve başını dik tutabilirsen,   Eğer beklemeyi bilir ve beklemekten yorulmazsan, Başkaları seni aldatırken sen yalanla iş görmezsen, Onlar senden nefret ederken sen nefret etmeğe yanaşmazsan ve bütün bunlara rağmen fazlası ile iyi görünmez ve fazlası ile hakimane konuşmazsan, Rüya görebilirsen fakat rüyalarının esiri olmazsan, Düşünebilirsen, fakat düşüncelerini hayatının esas gayesi saymazsan,  Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşabilir ve bu iki boş şeye karşı aynı şekilde kayıtsızca hareket edebilirsen, söylediğin gerçeklerin reziller tarafından akılsızları aldatmak için değiştirilerek kullanıldığını işitmeye tahammül edebilirsen,   Yapmak için bütün hayatını verdiğin şeylerin bir an içinde yıkıldığını görür de tekrar eğilir, yorgun vücudun ve yıpranmış aletlerinle onları yeniden yapabilirsen,   Hayatta elde ettiğin bütün kazanç ve başarıları bir yığın yapar ve hepsini bir yazı-tura bahsi için feda edebilirsen, Ve kaybeder, sonra da baştan başlayabilirsen, ve bütün talihsizlikleri unutup kimseye bundan bahsetmezsen, Eğer kalbin, sinirlerin ve kasların bitmiş, içinde yalnız dayan diyen iradenden başka bir şey kalmamışsa, ve sen onları tekrar çalıştırabilirsen,   Krallarla gezer, sağduyunu elden bırakmazsan,   Herkesle konuşabilir, fakat faziletini muhafaza edebilirsen,   Ne düşmanların ne de dostların seni incitebilirse, Herkes sana güvenir, fakat bu güven sonsuz olmazsa, Eğer sen ömrünün her saatine tam 60 dakikalık değer verebilmişsen,   İşte o zaman içindekilerl... Devamı