27 03 2010

Beni Unutma

Bugün dağıldım, bugün yoktum. Ömrüm dedim, kat izlerin hep. Ömrüm, ömrüm yokluğun. Bugün siyahtım, bugün bıktım Ömrüm dedim kül izlerin hep. Ömrüm, baş ucunda unuttun. Yoksun, yoksun yanımda. Geçecek demiştin ya, Geçmedi duruyor hala. Yoksun, yoksun yanımda.  Bu puslu kalanlarda, Yoksun yanımda. Unutma, Beni Unutma. Bugün pustum, Bugün korktum. Ömrüm dedin son sözlerin hep Ömrüm, ömrüm yokluğun. Bugün üveydim, bugün kıştım. Ömrüm dedim sen istedin hep, Ömrüm, sen vuruldun. Yoksun, yoksun yanımda. Geçecek demiştin ya, Geçmedi duruyor hala. Yoksun, yoksun yanımda. Bu puslu kalanlarda, Yoksun yanımda. Unutma, Beni Unutma. Emre Aydin ... Devamı

23 11 2011

Kimsesizim sen gideli

 Uzak diyarlara umutlarım çoktan göçtü gitti Mevsim hazan… Bir turna kanadında götürdü mavi düşlerimi Yüreğim yalnızlığın eksilerinde donuyor Özlemin sıcaklığı dereceler sığmıyor Bir masum bakış kaldı gözlerimde senden geride   Ne gece bitiyor ne geceler sabahı bağlıyor Doğmuyor güneş yokluğunda Kaldım ayrılığın ayazında Susuyor sewda türküleri    Bir ateş yanıyor bağrımda Sewdamın acısı yakıyor boğazımı Acıtıyor hüzün bir yanımı Ellerim üşüyor içim ürperiyor   Uykular nicedir kapımı çalmıyor Ve rüyalara dalmıyorum yokluğunda Renklerim de soldu… Tenimde…   Maviler gitti Bilirsin tutkunumdur mawiye birde sana Oda bana sırtını döndü küstü Kalmadı artık sewimli hiçbir şeyim Sewimsiz yoluğunda     Seninleyken huzur weren her şey Yokluğunda beni sıkıntıya sokuyor Seninleyken sahip olduğum büyün duygular Öksüz kaldı boynu büküldü   Her şey dağıldı Bişiylerin kırıntısı duruyor şimdi yüreğimde Mutsuzlukla yeni tanıştık Ve iki samimi dost olduk Yokluğunda benden hiç çıkmıyor      Gözyaşlarım sular seller gibi boşalıyor Hesapsızca hazırlıksızca yakalandığım Bu ayrılık felaketinden Kurtulamıyorum…     Sadece çabalıyorum çırpınıyorum Oluruna bıraktıkça Daha çok yıpranıyorum Derman arıyorum bekliyorum Ama daha çok acı çekiyorum     Bir umman sanki bu sewda   Ve ben kapılmış gidiyorum Tadını alamıyorum hişbir şeyin yokluğunda Ne katran karası çayımın tadı war   Ne kır gez... Devamı

30 06 2011

SUSSAM YANLIZLIK, KONUŞSAM AYRILIK

Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz. Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Yaz dedin, oysa kışlar yaşıyorum her mevsim Açmak üzereyken papatyalar yeni karlar yağıyor üzerine Üşüyorum…   Evet hala üşüyor ellerim.. Hüzün kapımızı çalalı beri bin günü aştı Bin ömür, bin soluk, bin yıkılış yaşadım Ömrünün arka sayfalarında altı çizilmiş satırlarımı okumaya başladım Sığınışlarını, susuşlarını ve haykırışlarını işittim maviadadan Korunaklı bir liman olamadım sana Ve arkama bakmadan giderken   Haykırışlarını duymamak için kapattım yüreğimin kulaklarını Şimdi, bin ömür geçmiş ömrümden Ben bir rüyadan uyanmak istercesine çırpınıyorum Hani zaman ilacı olurdu her şeyin? Hani zamana bırakmalıydık? Atalar yine yanıldı…   Bir günün sonunda binlerce tükenişle ölürken ben Zaman zehrini içerken yudum yudum Artık bitsin istiyorum ataların ilaç dedikleri yoksuzluğun.. Bitsin… Bitmezlerin bilincinde diyorum diye Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz. Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Şimdi kendini yok edişlerini dinliyorum Susuyorum…   Susuşlarımın öznesi sen oluyorsun hep Şehrine gidiyorum… Yokluğun açıyor kapıları Yıkılan şehirlerarası bir otobüs terminalinde ayak izlerimiz duruyor Hala haklısın Kokun sinmiş soğuk duvarlarına şehrin Herkesin gözünde seni arıyorum Yoksun…   Yokluğunu salıp gitmişsin Gidişle bırakıldığın bu kentte… Susuşlarına bile yandığım soğuk dağlarımın eşkıyası Bağışlam... Devamı

23 11 2011

NAN GİBİ

Ve gözlerin gelir geçer içimden Su içerken sen sokulurken akşam kızıllığına Ekmeği bölerken Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan Unutmak kolay sanmışsa şarkılar Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını An gibi aklımdasın Gelir geçer gemiler Belki sende geçersin diye Bir kumru konar her sabah pencereye Bir miladı taşır gece bir yıldız Soğuk olur, üşürsün ya adamakıllı Hani sarılırsın kendine Hani aklın karışır Bu bir divaneliktir gönül aha alışır Ömrüm bitse ne çıkar Can gibi aklımdasın Gündür  geçer gider   Belki bir şey kalmaz sanırsın Yani bir sabah uyandığında Ne hayatın tortusu ne kokusu alışmışlığın Her şey başka olacaktır Başka bir otobüs başka bir gazete Resimlerden silinecek yüzün belki de ne adın ne sanın Bir şafak vakti açınca gözlerini Bir merhabayla Yeniden kurulacak dünya Ve sen her şafak Nan gibi aklımdasın Bazen bir şey geçer içinden insanın En ücra yerlerinden cesaret gibi bir şey Ne olacak işte kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel Fasulyenin tadı yoksa Şarkılar yakmıyorsa içini Sadri alışık öyle güzel ağlamıyorsa Aşık olmayı beceremiyorsa izzet günay Mahallenin en güzel kızına Denizin tuzu Yalnızlığın bahanesi yoksa Bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına Zannetme ki ölmek zor Ölmek kolay kolay da Kan gibi aklımdasın Bu da geçer Her sabah kanayacak değil ya Bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın   Biraz da helvası bizim bakkalın Senden ayırdığım üç beş zeytin Otururum sofraya Her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın Bende unuturum nasıl unutulursa sana susuzluğum Ve nasıl becerdiysem kahro... Devamı

22 11 2011

İNCİ

Yüzlerce seneler  evvel çok güzel bir kız varmış. Ayağına kapanıp bütün gençler yalvarmış Bu eşi bulunmayan güzeli almak için. Erimişler aşk denen alevden için için, Güneşin sızağıyla eriyen karlar gibi; Hepsinin bu sevdadan hicran olmuş nasibi... Böyle yaşıyorlarken dünyalarına küskün, Güzel kız davet etmiş aşıklarını bir gün.   Demiş:"Elbet veremem gönlümü hepinize, Fakat bir müsabaka açıyorum ben size: En güzel en kıymetli inciyi bana her kim Getirirse onunla artık evleneceğim..." Aşıklar mallarını feda edip satmışlar, Dört taraftan en büyük inciyi aratmışlar. Yüzlerce sene evvel bir saz şairi varmış; Bu gencin de gönlünü o kızın aşkı sarmış. Aklını alıvermiş gök ela renkli gözler; Her dakika biricik sevgilisini özler, Her dakika ağlarmış, sızlarmış, ah edermiş; perişanmış, mahzunmuş, derbedermiş.. Duymuş müsabakayı bu aşık da nihayet, "İnci nedir" diyerek o anda etmiş hayret. Çünkü o ana kadar inciyi bilmiyormuş. "İnci nasıl şey?" diye bir ihtiyara sormuş: "Ben onu hiç görmedim gezdim de diyar diyar." Demiş ki zavallıya gülümseyip ihtiyar: "Güzel bir taştır inci, kadınların süsüdür; Durduğu yer onların açık, beyaz göğsüdür. Denizden çıktığından pahalıdır gayetle.. Bu sözleri duyunca aşık bakar hayretle, Der ki:"Ben deniz nedir, onu da bilmiyorum." İhtiyar denizi de anlatır: "Dinle yavrum, Bu öyle bir susur ki ufuğa kadar açık, Bazen dalgalar kıyısında ufacık; Bazen fırtına çıkar, hava olunca lodos, Deniz birden kudurup kayalara vurur tos. Sen karada gezmişsin belli bu yaşa kadar. Bu dağların ardında çok ... Devamı

22 11 2011

Sen Üzerinde Nice Şafakların Söktüğü

Sen üzerinde nice şafakların söktüğü Sevgi denizlerime akan büyük nehir Sen biraz ışık, biraz tılsım, biraz büyü Sen yıllardır yazıp bitiremediğim şiir   Durmadan bir gül açar ellerinde pembe Sen nefes alışı en bakır güzelliğin Gözlerin midir parıldayan gökyüzünde Bir güneş doğarcasına geceleyin     Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri En karanlıklarda bile uzanır bir el Kendiliğinden açar sabaha perdeleri     Sen varsan dallarda kuşlar memnun Tüm çiçeklerin rengi değişik, kokusu başka Öylesine gerçek ki var olduğun Çarpar güzelliğin kıyılarıma dalga dalga     Tutsam ellerini içim ürperir hazdan Başım döner gözlerin gözlerime değse Kalan tek hatıradır gülüşün bir yazdan Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü   Her zaman en guzel, her yerde eşsiz Sen yaprak, sen köpük, sen kuştüyü Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz     Ümit Yaşar OĞUZCAN ... Devamı

11 04 2010

BEN SENİN EN ÇOK

Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak   Ben senin en çok gözlerini sevdim Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil  Ben senin en çok gülüşünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran Unutturur bana birden acıları, güçlükleri Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman   Ben senin en çok davranışlarını sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnişini Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneliğini Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini   Ben senin en çok bana yansımanı sevdim Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...     ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN ... Devamı

07 04 2010

DİL SUSAR BAZEN YÜREK KONUŞUR

Dil susar bazen yürek konuşur  Bazen her şey söner karanlığa bürünür de,  Sevgilinin gözlerinin parıltısı aydınlatır dünyanı.  Dudaktan çıkan kelimeler donar da,  Bir dokunus aşk sözcükleri olur sevgiliye söylenen.  Güneş ulaştıramaz ışınlarını bedenine de,  Bir bakışı olur sevgilinin seni ısıtan.  Bazen kaybolursun yaşam yolunda da,  İçten gelen tek bir gülüs tek bir gülümseme sana yol olur.  Dedim ya,  Bazen dil susar yürek konuşur  En eski dildir bu sevenler arasında hissedilen  Ve gözler, konuşan dili olur yüreğin  Tek bir bakış ömrünü dolduran bir sözcük olur o an  Gönülden gönüle ulasan en eski yoldur bu  Sadece sevenlerin bildiği  Sadece aşıktan maşuka ulaşan bir dildir bu  Tek bir bakisin dünyanı doldurduğu  Tek bir gulusun seni aşk sarhoşluğuna sürüklediği  Tek bir dokunusun tenini yaktığı dildir. yüreğin dili...  Gassan Satar ... Devamı

27 03 2010

ZİGON SEHPA

Bugün ordaydım, Aynı yerde, aynı evde. Aynı kapıdan girdim içeri, Tesadüf bu ya, Aynı anahtar kalmış bende. Sandalyede yeleğini unutmuşsun, Masada kahkahanı, mutfakta bardağını, Salonda duruşunu unutmuşsun, Sonra yan odada hıçkırığını, Koridorda gözyaşlarını. Kapıda çarpıp çıkışını unutmuşsun.       Bir çiçeğin zehri düşmüş, zigon sehpaya, Bir rujunun rengi düşmüş, oval aynaya, O kavgadan arta kalan kırık vazoyla, İkimizin kalbi düşmüş tozlu balkona.       Duvardaki resminde gülüşün kalmış, Son içtiğin fincanda dudak izlerin, Portmantonun yanında gidişin kalmış. Kapıda bıraktığın ayak izlerin Yastığının üstünde saçını buldum, Posta kutusunda mektuplarını, En son dinlediğin şarkını buldum, O hicazda kalmış gözyaşlarını.       Yazan böyle yazmış demek ki, Nasıl anlam buldu sen olmayınca: “Neyleyim köşkü neyleyim sarayı, İçinde salınan YAR  olmayınca…”      Bedirhan GÖKÇE ... Devamı

26 03 2010

Yalnızlık Şiiri

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım Bu gece dağ başları kadar yalnızım Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından Dudaklarımda eski bir mektep türküsü  Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim Gözlerim gözlerini arıyor durmadan Nerdesin?  Atilla İLHAN Devamı